Haberler:


Fitneci, ara bozucu insanları her yerde görmek mümkündür. Ellerinde bir elbise vardır yani bir kalıp o kalıbı herkese giydirmek tir bütün dertleri. .. Özgür bırakmazlar hiç kimseyi... Vicdanlara bile hükmetmeye çabalarlar... Akıllara hükmetmeleri, inançlara hükmetmeleri yetmezmiş gibi... Akıl yürütmeyi, inanç gütmeyi, insan sürmeyi, katagori etmeyi sever fitnecile r... Fitne sözlük anlamı...1 . Karışıklık, kargaşa:  "Fitneyi bastırmak kolay değil."- 2 . sıfat  Fitneci, ara bozucu. Bu tip insanları her yerde görmek mümkündür, eğer sizi aralarına almalarını isterseni z onlara uymanız gerekir, çünkü asla sizi olduğunuz gibi kabullenm ezler, onlar gibi olmalısınız... Oysa insan ne olduğunu, ne istediğini, istemediğini, vicdani sorumluluğunu, özgürlüğün değerini iyi bilmek zorundadır...



Gönderen Konu: TASAVVUF ŞEYHLERİ VE KERAMETLERİ  (Okunma sayısı 1717 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Admin

  • Ziyaretçi
TASAVVUF ŞEYHLERİ VE KERAMETLERİ
« : 23 Ekim 2005, 15:18:13 »
TASAVVUF ŞEYHLERİ VE KERAMETLE

ŞEYHLERİ TANRILAŞTIRMA VE ONLARA KULLUK ETME:

Tasavvufçuların İslâm'dan en fazla saptığı konularda n biri de, şeyhlerini Allah'tan başka tanrı gibi görmeleri veya göstermeye çalışmalarıdır. Müridin şeyhin karşısında zelil, dilini yutmuş, iradesiz, düşüncesiz ve gassalın elindeki cenaze gibi olmasını şart koşmuştur. Bu alçaltıcı kulluğu da, müridin şeyhine bağlılığı, sevgisi, itaati ve kudsi makamlara yükselişinin açık alameti saymıştır. Şeyhine karşı bu şekilde yaşıyan ölü gibi olmıyan müridlerin helak olacağını ve manevi makamlard a yükselemiyeceğini söylemiştir. Bakınız, Tayfur (Ebu Yezid) el-Bistami bunu nasıl dile getiriyor: "Üstadı (şeyhi) olmıyanın imamı şeytandır." (1)
Letaifu'l-Minen sahibi de bunu şöyle ifade ediyor: "Şeyhlerin silsilesi ne kendisini ulaştıracak ve kalbinden perdeyi kaldıracak üstadı olmıyan kimse, sahipsiz bir sokak çocuğu ve nesebi belirsiz bir kişidir." (2)
Şeyhine karşı müridin âdabını belirleye n Muhammed Osman'ı da dinliyeli m: "Geçtiğin her halde şeyhini görmen ve bunun onun vasıtasıyla olduğunu bilmen gerekiyor . Âdabın biri de namazda oturur gibi huzurunda oturman, onda fena bulman, seccadesi ne oturmaman, ibriği ile abdest almaman ve bastonuna dayanmama ndır. Ermişlerden birinin şu sözünü dinle: Şeyhine "Niçin?" diye soran kimse felah bulmaz. İmajını kalbinden ve hayalinde n sakın çıkarma. Biran olsun ondan gafil olursan, bilki bu senin bedbahtlığındandır. Onda fena makamına erişmeye çalış, böylece onda beka makamına erişirsin." (3)
Tasavvufçular müridin emir veya yasak hiçbir isteğine muhalefet etmemesin i emretmekt edir. Hz. Peygamber'in sünnetine açıkça muhalefet ettiğini görse bile, şeyhin hiçbir arzusuna muhalefet etmemesin i söylerler. (1) Müridin şeyhin avucunda kalması, malını, ırzını ve insanlığını sömürebilmesi için tasavvufçular, eş-Şarani diliyle, şeyhine başka şayhi ortak koşan kişinin Allah'a da ortak koşmuş olacağını kararlaştırmışlardır. (2) Şeyhinin tarikatından başka tarikat seçen veya onun istediği yoldan gitmiyen kişinin dinden çıkacağını da söylemişlerdir. (3)
Tasavvuf kitapları insanın şeref ve haysiyeti ni yerle bir eden, aşağılık, rezil ve sefil bir dereceye düşüren, zalim ve edepsiz her türlü ayağın altında çiğnenmesini sağlıyan, kısaca insanı Allah'ın verdiği insani değerlerden ve izzetten yoksun bırakın bu tür saçmalıklar ve hurafeler le doludur. Bunun neticesid ir ki tasavvufçular tapanlar ve tapılanlar diye iki kısma ayrılmaktadırlar. Yine bunun neticesid ir ki bu uyuşturucu saçmalıklarla melankoli olmuş nice yaşlı insanların henüz beşikte altını pisleten çocukların ayaklarına yüz sürdüklerini, şeyh evladı veya mukaddes soyun mübarek nesli diyerek mesih aleyhisse lam gibi daha beşikte kerametle rle konuşturduklarını görürsünüz. Tek sebebi de tarikat şeyhi efendisin in oğlu olmasıdır. Çünkü sırrı onda, rabbaniye ti onu kutsallaştırmaktadır. (4) Bütün tasavvufçuların şeyhlerinin her söylediğinin Allah'ın bir vahyi olduğuna inanarak Allah'ın dinine muhalefet etmelerin in sebebi de bu zihniyett ir. Çünkü inançlarına göre şeyhlerinin kalbleri Rahman'ın üzerinde istiva ettiği tahtlar, azamet ve büyüklüğünün gökleri, cemalinin tecellile ridir. Hidayetin i aleme saçtığı ve vahyini insanlara kendisind en ulaştırdığı kutsal yerlerdir . el-Kuşeyri şöyle diyor:
"Kim bir şeyhe intisap eder ve kalbi ile ona itiraz ederse, intisap ahdini bozmuş ve kendisine tevbe vacip olmuş olur. Çünkü şeyhler "Üstadların hakları için tevbe geçmez" demişlerdir." (1)

TASAVVUFÇULAR NİÇİN KABİRLERE TEVESSÜL EDERLER?

Tasavvufçuların kabirlerl e tevessülü konusunda şeyh efendi ile tartışmaya gerek yoktur. Çünkü tasavvufçuların ve tasavvuf kurbanlarının işlediği en basit ve en açık putperest liklerden dir. (1) Tasavvuf kahinleri de, kabirde yatana duydukları sevgiden değil, belki kabrinde putlaştırılan kişiler için toplanan kurbanlar ve sunulan adakların hatırı için ona sevgi ve saygı gösterisinde bulunur ve medetler umarlar. Çünkü geçimleri ve saltanatl arı bu sapık dine dayanmakt a, insanların kaderleri nde bu sömürü otoritesi yle tahakkum etmektedi rler.
Kabirleri kutsallaştırma ve onlarla tevessül konusunda bir de oryantali stleri dinliyeli m; Goldziher şöyle diyor:
"Eski dinlerden birçok unsurlar İslâm'a geçmiştir. Evliyanın kutsallaştırması şeklinde birçok şekillerde bu kalıntılar varlığını sürdürmüştür. Gerçek şu ki İslâm'ın özünü bozan ve gerçeğini tahrif eden bu uydurma takdis kadar özgün uygulama ile ters düşen başka bir şey yoktur. Sünnete uymağa özen gösteren gerçek sünni bir müslümanın bunu tiksindiği ve nefret ettiği şirk şekillerinden sayması gerekir."
Avam halkın evliyayı kutsallaştırması konusunda n da söz ederek şöyle demektedi r: "Evliya kabirleri ve diğer mukaddes yerler birtakım kalıntılar için avam halkın ibadet yeri edindiği ve koyu bir putperest likle sarıldığı yerlerdir . Hatta avam halk en az Allah'a ibadet kadar bağlılık göstermektedir."
Yerel veliden de söz ederek şöyle der: "Birileri veli adına yalan yemin ederken korktuğu kadar Allah adına yalan yemin etmekten yüzü kızarmamaktadır." (1) Salih selefin uygulamal arını, İslâm alimlerin in görüşlerini ve uyarılarını dinlemiye n, hatta bir türlü anlamaya yanaşmıyan tasavvufçulara yahudi Goldziher'in bu uyarıları ve tesbitler i belki bir ders olur. Ne de olsa Avrupa malıdır:
Yine oryantali st Ronaldson şöyle der: "Kur'ân'da apaçık ve kesin olarak belirtile n tevhide rağmen müslüman milletler hâlâ putperest birtakım gelenekle ri devam ettirmekt edir. Bütün müslüman milletler de avam için dini hayatın en önemli yanları, salihleri n kabirleri ni kutsallaştırmalarıdır. Bu konuda modern alimler (daha doğrusu, tasavvuf şeyhleri ve onların büyüledikleri sözde alimler) kamuoyunu n seyrine ayak uydurmuştur. Her bölgenin mahalli imamları olmuştur. Onların kabirleri ni ve kalıntılarını ziyaret ediyorlar . O imam da seviniyor ve onlara şefaat ediyor, onları fakirlik ve hastalıktan kurtarıyor. (1)
Gördüğünüz gibi tasavvufçuların hurafe ve bidatları İslâm'a maledilme kte ve düşmanları onu bunlarla tanımaktadır. Bu oryantali stin söylediklerini tarafsız olarak düşündüğünüz ve İslâm aleminde yapılanları gözönüne getirdiğiniz zaman, ona hak vermemeni z mümkün değildir. Ancak tasavvufçuların saçmalıklarının faturası ne yazık ki İslâm dinine çıkarılmaktadır. Her kentte ve köyde bulunan ve halk tarafından kutsallaştırılıp Allah'tan istenecek şeyler kendisind en istenen yatırlar, tekkeler, ziyaretle r ve şeyhlerin makamları gözönüne getirilir se, bu oryantali stlerin tesbitler ine hak vermemek mümkün müdür, dersiniz? Her anlattıkları tasavvufçuların birer uygulaması değil midir?!
Onun için şeyh efendiler le tevessül konusunda tartışma yapmıyacağız. Katıksız bir şirk olmasına rağmen bu konuda onlarla tartışmaya girmiyeceğiz. Çünkü bunların yaptığı tevessül daha korkunç bir şirkin neticesid ir. O da tasavvufçuların evliya dedikleri kişilerin birernsan değil, dilediğini yaratan ve seçen tanrılar olduğuna inanmasıdır. Yahut daha önce naklettiğimiz gibi Allah'ın zatı olup bazan Ticani, bazan Nakşibendi, bazan Rifaî (ve Rufaî), bazan Şazeli, bazan Mevlevi, bazan da Burhami olarak tecessüd edip görünen birer tanrı olduklarına inanmalarıdır. Yoksa, vahdeti vücut ne işe yarıyacak? Bunun hiç mi ürünleri olmayıcak?!